Çıplak Yazar » Biraz Kişisel Blog ve Kısa Öyküler Bireysel din! - Çıplak Yazar - Kişisel Blog







<iframe src="https://www.facebook.com/plugins/page.php?href=https%3A%2F%2Fwww.facebook.com%2Fblogciplakyazar%2F&tabs&width=280&height=70&small_header=true&adapt_container_width=false&hide_cover=true&show_facepile=false&appId" width="280" height="70" style="border:none;overflow:hidden" scrolling="no" frameborder="0" allowtransparency="true"></iframe>

Bireysel din!

Sadece içinde bulunduğunuz durumun, keskin köşelerini işinize geldiği gibi törpüleyip duruyorsunuz!

Neye ne kadar inandığınızı bir kenara bırakıp neden ve nasıl inandığınızı düşünme vakti geldi de geçiyor. Bilim ve din mücadelesi yıllardır sürüyor. Kız çocuklarının okumasına karşı çıkan gurular ya da hocalar kendilerine ne diyorlarsa artık, okumuş ve doktor olmuş kadınlar tarafından tedavi ediliyor. Bu bilimin dini inanışlara karşı kazandığı zaferlerden yalnızca bir tanesi.

Toplum olarak yontulmuş bir dini inanç içinde yaşıyoruz. Bu durumun diğer coğrafyalarda da benzer şekilde ortaya çıktığına eminim. Çünkü bunu fark etmemek için kör olmalı insan. Bunu göremediğimiz gibi, bireysel olarak da kendimize göre yontuyoruz o inançları.

Örneğin komisyonculuk yapan inançlı bir adamı düşünün.

Çiftçiden 3 liraya alıp piyasaya 10 liradan sebze satıyor. Tüketici ise bu ürünü 12 liradan alıyor.

Çiftçinin karı 1 lira!
Tüketiciye satan marketin karı ise 2 lira!
Komisyoncunun karı ise 7 lira!

Bu emeği sömürmek değil de nedir?

Fakat bu duruma karşı çıktığınız anda şu söylemle karşılaşıyorsunuz : ''Ticaret sünnettir'' Hangi din böyle bir ticaretin adil olduğunu söyleyebilir bana?

Emekten, işçi hakkından söz eden bir imam gördünüz mü siz hiç? Göremezsiniz. Çünkü dinler zenginlerin düzenleri bozulmasın, kimse baş kaldırmasın, sorgulamasın, aynen böyle olduğu gibi, dün nasılsa bugünde öyle devam edebilsinler diye vardır. İktidarın evet propagandalarını yapmak için vardır. Sürekli sömürülen insanlar bol bol şükür edip dua etsinler diye, uyanmasınlar diye vardır. Sanki anasının karnından işçi doğmuş gibi, işçi ölenler var bu ülkede. Kendi oğlunu da aynı düzene kendi gibi kurban eder. Sorgulama, itaat et, denileni yap, sonra da öl git.

Perşembe günü mangal yapıp rakı sofrası kuran adamlar, cuma günü günah çıkartırmışcasına namaza gidiyor ve gitmeyenleri eleştirmekten de geri kalmıyor. Hey yavrumm heyy!

Evde çoğumuzun anneleri ya da nineleri kuran okur. Onlara ne diyor kuran, ne anlatıyor sorusunu sorduğunuzda ise, cevap veremiyorlar. Çünkü ne okuduklarına dair en ufak bir fikirleri yok!

Bu durum zamanı boşa harcamak değil de nedir? Şöyle ki: bin yıl yaşayıp, her gün okusa bile sonunda ne okuduğuna dair hiçbir fikri olmayacaktır. Bence bu ibadetten çok günah olmalı. Eğer bir tanrı olsaydım onları ödüllendirmek yerine cezalandırırdım.

Yontulmuş inanç dediğimiz şey burada tekrar devreye giriyor. Çünkü onlar, yaptığı şeyin doğru olduğuna inandıkları gibi, anlayıp anlamamaya da pek kafa yormuyorlar. Olsun bu da ibadet deyip geçiştiriyorlar.

Sözde inanç sahibi olduğunu düşünen bazı insanlar ise, cebine sırf biraz daha fazla para girsin diye sigortasız işçi çalıştırıyor. Savunma da hep hazırdır ve aynıdır. Devlet çok vergi alıyor.

O halde siz dürüst bir insan değilsiniz. Sadece içinde bulunduğunuz durumun keskin köşelerini işinize geldiği gibi törpüleyip duruyorsunuz.

Eee ben inançlıyım ama saçım açık geziyorum diyebiliyorsunuz. Hani dininiz kapanmayı emrediyordu? Ama yok siz yontuyorsunuz o inancı. Bunun bahanesi de hep şu olmuştur : Benim kalbimi Allah biliyor, benim kalbim temiz.

Tabi canııım..  Öyle tabiii.

Ben de biliyorum kalbinizi.

 Azhab süresi 53. ayet der ki :

(33/AHZÂB-53: Ey iman edenler, Peygamberin evlerine, vaktine dikkat etmeksizin ve yemek için izin verilmedikçe girmeyin; ancak çağrıldığınızda girin, yemeği yediğinizde de hemen dağılın; sohbet etmek için de izinsiz girmeyin! Çünkü o, peygambere eziyet veriyor, üstelik sizden utanıyor; ama Allah, gerçeği söylemekten sıkılmaz. Bir de hanımlarına, gerekli birşey soracağınızda bir perde arkasından sorun! Öyle yapmanız, hem sizin kalpleriniz hem de onların kalpleri için daha çok temizdir. Sizin, Allah'ın peygamberini incitmeye hakkınız yoktur; arkasından hanımlarını nikahlayamazsınız da. Çünkü, bunlar, Allah katında çok büyük bir günahtır.)
Bu ayet nedense çok düşündürdü beni. Çünkü Kuran, insanlara bir rehber niteliğinde gönderilmiş. Dolayısıyla kainata ve insanoğluna dair bilgiler içermeli diye düşünürken, tamamen kişisel bir ayet olması oldukça düşündürücü.

Bunu sorduğunuz anda ise şununla karşılaşıyoruz genellikle : Orada öyle demek istememiş, bu ayet uydurulmuş, yanlış çevrilmiş vs.. Ama genellikle orada öyle demek istenmemiş ile karşılaşıyorum ben. Peki ne demek istenmiş? Ya da neden yalın ve sade bir anlatımla değil de, nereye çekersen oraya gider bir dille izah edilmiş?

Sonuç olarak inanılan din 1 tane, inanç biçimi ise inanan sayısı kadar fazla.. Çünkü herkes dinin gerektirdiği gibi değil de, işine geldiği gibi yaşıyor inancını.

Belki komik, belki de ürkütücü ama gerçek bu!
Item Reviewed: Bireysel din! Description: Rating: 4 Reviewed By: Çıplak Yazar

9 yorum : Bireysel din!

  1. Daha söylenecek o kadar çok şey var ki... Aaaah aaaahh

    YanıtlaSil
  2. Benim de kafa yorduğum, üzerinde düşündüğüm ve sorguladığım konular bunlar.
    Şöyle bir şey var, Kuran'ın ilk inen ayeti "Oku!" olarak söylenir ve bilinir. Fakat Peygamberin önünde o sırada okuyacak hiçbir şey olmadığı da bilinir. İnsanlar bunu atlayıp dini kitaptan ibaret sanıyorlar. Mesele insanın kendisinde bitiyor aslında. Günümüzde dahi ortaya bir söz attığınızda her insanın aldığı farklı olabiliyor, bu insanın doğasında var. Önüne geçilemez bir şey gibi geliyor bana. Benim İslam inancından anladığım ve yaşadığımda kitapta meal olarak verilenler arasında dağlar kadar fark var. Öyleyse sorun kimde?

    YanıtlaSil
  3. Her şeye kendimize göre yorum katıyoruz gerçekten :(( Teşekkürler :))

    YanıtlaSil
  4. Kur'an-ı Kerim'de Cenab-ı Hakk, bizim için islamı seçtiğini ve başka inançları da kabul etmeyeceğini bildirmiştir. Fakat biz insanlar illaki önümüze hazır konmuş doğruları değil de, çarpıtılmış şeyleri yaşayacağız.

    Bir teyzeden duydum. Komşusunun çok ibadet ettiğini anlatıyordu. Namazda bizden farklı şeyler yaptığından bahsederken, biz de belki farklı mezheptendir dedik. -O dört mezhebi de yaşıyor, hak olduğu için dedi.
    Böyle bir uygulama var mı Allah aşkına tarihte?

    YanıtlaSil
  5. Blog sayfalarımız bizim mekanımız, serbest kürsümüz her şeyi söyleyebiliriz (yine de belli ölçülere dikkat ederek, bunu borçluyuz okuyucumuza..) ama bazı şeyler var ki inanmasanız bile söylememek gerekiyor. Sizin dobralığınızdan şüphem yok, analizci olmanız imanın da gereği, tefekkür etmek/düşünmek manevi alemimizde bizi bir yerlere taşıyabilir. Hem merak ilmin hocasıdır, merak etmez araştırmaz ve soru işaretlerimize ruhumuzu kanatlandıracak cevaplar verip tüm kainatın duyacağı kadar yüksek sesle amenna diye haykıramazsak yazının ilk paragrafına konu olanlar grubuna girme riski olur, Allah korusun. Şeytan ve nefs non stop çalışıyor.. Kur'an-ı Kerim de geçen herhangi bir ayeti neden böyle yazılmış, daha yalın niye yazılmamış, konunun dinle ne alakası var gibi yaklaşımlarla tahlil edemeyiz. Kur'an kelamullahtır, ezel ve ebed olan yüce Allah'ın sözüdür. İnanmayan olabilir, inanmam der ama niye böyle türünden yaklaşım kabul edilemez. Sorguladığımız bir alim, prof, dahi ya da dünya lideri görüşü değil Rabbimizin kelamı. Onun sözü olduğu için tefsire ihtiyaç var bunun için de müfessir alimler gelmiş, her yüz yılda bir de asrın ihtiyaçlarına göre tefsir edecek müceddidler geleceği bildirilmiş. Dinimiz sadece kur'anı okuyarak anlayamaz ve yaşayamayız, Bu dinin esaslarını bize bildiren Peygamberimiz'in sünneti (yaşam ve alışkanlıkları) ve bunları bize bildiren doğru hadislere de ihtiyacımız var. Söz ettiğiniz ayette de o zamanın şartlarına göre ihtiyaç olmuş bir durumdan söz edilmiş. Kur'an da sadece bu konular varmış gibi bir algı bizi küfre götürür. Huşu içinde gerek düz gerek güvenilir bir meal ve tefsir okunduğunda ruhu kaplayan nuru farketmeyen yoktur. Adı alim geçen ama kaderi kabul etmeyen adı alim geçen nAmazı kafasına göre kırpan ası alim geçen miracı kabul etmeyen basiretsizler varken şeytan kenarda otursun. Dışarıdan bakınca radikal koyu dindar görünen mangalda kül bırakmayan ama namazını kılmayan tiplerde var. Niye kılmıyorsun? Bizim namazımız kılınmış, haydaa. Yazınızın başında söz ettiğiniz dini bireyselleştirip akılları bulandıran, boyunlarına vebal üstüne vebal takılı gafiller ordusuna ne diyeceğiz? Hangi devirde olmadılar ki? Hakikatin bir ve tek olduğu gerçeğini ben de bu hakikate göre yaşıyor ve inanıyorum diyenler değiştirebilir mi? Yanlışın içinde olanları sorgulamak, uyarmak, deşifre etmek gerek ama onların hakikatle, gerçek imanla alakası yok. Sakın bu algının gölgesi iman nurunun üzerine iliştirilmesin. Şu sözü çok seviyorum, -münafık kafirden eşeddir- Yani inanıyor gibi görünüp aslında tam inanmayan ve gereğini samimiyetle yapmayan inanmıyorum diyenden daha kötü. Siz başkalarına aldırmayın, okuyan yazan kafası çalışan samimi bir yüreğin kimseye ihtiyacı yok. Bu bir yolculuk , geldiğimizi bulma yolculuğu.. Allah hepimizin yolunu açık etsin..

    YanıtlaSil
  6. İnanç konusu gerçekten çok sıkıntılı bir durum. ya inanırsın, ya inanmazsın. bizim toplumumuzda inanır gibi yapıp inanmayanlar, inandığını iddia edip neye inandığını bilmeyenler, inandığına inananlar gibi bir sürü güruh var. Bunca gruplaşmanın içinde bir de Kur'an var. Arapça indirilmiş ve bu dilin en uygun olduğu söylenmiş içinde. Çevirilerle öğrendiğimiz bu kitapta, çoğunlukla burada ne demek istemiş acaba diye düşünüyoruz. Halbuki kitapta yine her şeyin açık ve net söylendiği yazmakta. Bazı kelimelerin düzinelerce anlamı varken, ne yapacağız o zaman? Ya oturup ciddi anlamda Arapça öğreneceğiz -ki o dil bile yozlaşmış.- ya da oturup çevirilerle idare edeceğiz. ya da hiç inanmayacağız.

    en önemlisine geliyorum: inançlarımıza saygı duyacağız. İnanan a da inanmayana da..
    Ha, bana sorarsan inandığım din dünyanın en güzel dini. Muhteşem öğretileri var. Söylediği gibi yaşamak onca kolayken, onca da zorlaştırılmış günümüzde. insanlarımız yozlaştırmış ta aynı zamanda. her zaman söylüyorum: bir manavdan çilek aldığımda eve geldiğimde hepsinin orada gördüklerim gibi kırmızı ve ezik çürük olmadığını gördüğümde inanacağım müslüman bir ülkede olduğuma. şu an müslümanların çoğunlukta bir ülkede olmadığımız sonucuna rahatlıkla varabilirsiniz. Zira kitapta istenen ile, yaşanılan hiç de aynı değil :(

    YanıtlaSil
  7. Sistem icin inanmis inanmamis cok farketmez, yeter ki itaat etsin. Din de sistem acisindan oldukca kullanislidir milliyetcilik ve taraftarlik kadar. Bireysel din anlayisi da sadece kisiyi baglar baskasina zarar vermedikce. Ogut vermek, hatalari dile getirmek faydali bir yaklasimdir, hakaret etmedikce;))

    YanıtlaSil
  8. Güzel ama eksik bir yazı gibi geldi bana. Düşündürücü olması güzel ama bazı noktalarda yaptığın genellemeler bana objektif gelmedi. Herkes aynı şekilde yorumlayıp, düşünüp, yaşayamaz. Bu zaten normal değil mi? Ama kendine göre ahkam kesip bu günahtır bu değildir demesi elbette saygısızlığın dik âlâsı.
    Teşekkürler, saygılar ve sevgiler.

    YanıtlaSil
  9. O kadar güzel anlatmışsın ki ne eksik nede fazla, büyük bir zevk aldım okurken. Din denilen hikayenin yıllardır aldığı ve hala alıyor olduğu camlara baktıkça tek bir söz geliyor aklıma. İdeoloji ve inançtan önce vicdan gelir. Teşekkürler güzel insan bu güzel yazı için.

    YanıtlaSil

Yorumlarıyla renk katan, katkıda bulunan herkese teşekkürler. Seviliyorsunuz güzel insanlar. ♥

Abone olun

E-posta Aboneliği

Kaydı tamamlamak için lütfen e-postanıza gelen onay mailini tıklamayı unutmayın!

Bağlantılar

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Buralardayım